Cehalet Mutluluktur

imagesGeçen gün kitapçıda gezerken “Cehaletin Rönesansı” diye bir kitap gördüm. Başlığı odukça ilgimi çekti. Günümüzdeki örgütlü cehaletin başımıza yol açtıklarını düşününce kitabın başlığı daha bir değer kazanıyor düşündüm.

Continue reading

Kopyalanamaz Olmak

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.” Martin Luther King

Martin Luther King’in bu sözü aslında yazımın ana teması “Kopyalanamaz olmak” ile çok örtüşüyor. Seth Godin’in yazmış olduğu Mor İnek kitabını okuyanlarınız vardır. Rekabetçi piyasada ayakta kalabilmenin yolunun farklılaşarak dönüşmekten geçtiğini söyler.

Maslow’a göre insanoğlunun ihtiyaçlar hiyerarşisinde fizyolojik, güvenlik ihtyacından sonra sevme, sevilme ihtiyacı gelir. Sonrasında toplum içinde statü ve saygınlık kazanma ihtiyacı gelmektedir.

İşte bu noktada herkesin statü ve saygınlık elde etme (aslında “elde ettiğini hissetme”) yolları farklılaşıyor. Kimisi çok para kazanarak bunu hissederken, bazıları organizasyonel(sanat, din, iş, siyaset, mahalle vb..) hiyarerşide üstlere çıkarak bunu hissediyor. Bunda yanlış birşey de yok aslında.

Benim burada eklemek istediğim ise her ne şekilde bunu yapıyorsanız yapın, oradaki “mor inek” olmaya çalışın. Yani “kopyalanamaz” olun.

Çok para kazanmak kolaylıkla başkası tarafından kopyalanabilir ve bana göre başarılı hissetmem için yeterli değildir. Elde edilecek statüler de geçici ve başkası tarafından da elde edilebilecek şeylerdir.

Yaptığınız işe sizi siz yapan öyle özellikler katın ki, sizin yaptığınız gibi kimse ev yapamasın, sizin gibi kimse proje yönetemesin, sizin gibi kimse siyaset yapamasın vb..

O işin öyle güzel/başarılı olmasının sebebi “siz” yaptığınız için olsun…

Kalın sağlıcakla….

Saygı duymak vs Katlanmak

50nmfbİngilizce karşılığı “Respect” olan “Saygı duymak” kelimesini günlük hayatta yanlış anlamda kullanıyoruz çoğu zaman. Onaylamadığımız bir davranış gördüğümüzde “Buna saygı duyarım, kendi kararıdır ama ben böyle yapmam” gibi cümleleri sık sık duyarız. Hatta birbirleri ile boğaz boğaza kavga edip “saygı duyarım” diyenleri de gördüm:)

Gerçekte davranışını onaylamadığınız ya da beğenmediğiniz kişilere altını çizerek söylüyorum saygı duymazsınız, sadece katlanırsınız. Saygı duymak, altında birçok duyguyu içeren karmaşık bir durumdur. Eğer birine sözde değil özde saygı duyuyorsanız;

  • Saygı duyduğunuz alanda mutlaka sizden iyi olduğunu düşündüğünüz bir yanı veya bilgisi vardır.
  • Ona bazı durumlarda öykünürsünüz. Yani onun gibi olmak ister ve takit edersiniz.
  • Öykünme çoğu zaman kıskançlık duygusu ile birlikte gelir. (Pozitif kıskançlık iyi birşeydir sizi motive eder, negatif kıskançlıktan uzak durun. Hem size hem etrafınıza zarar verir)

Saygı duyduğunuz kişi muhakkak belirli bir gücü elinde bulunduruyor ki siz veya başkaları ona saygı duyuyorsunuz. Güç demişken hemen şu ayrımı da yapmak lazım. Burada bahsedilen güç fiziksel güç olmayıp “görünür” ve “görünmez” güç olarak ikiye ayrılır.

Görünür güç, bir unvana veya organizasyondaki seviyeye bağlı güçtür. Başbakan iseniz kişiliğinizden bağımsız makamsal bir gücünüz vardır. Ya da bir subay iseniz rütbeniz oranında görünür bir güce sahipsiniz demektir.

Görünmez güç ise makam ve mevkiden farklı kişiliğiniz, davranışınız ve yaptığınız işe göre toplumda elde ettiğiniz güçtür. Mevlana, Mahatma Gandhi, Che Guevera, M.Kemal Atatürk gibi isimler saygıyı, sahip oldukları görünür güçten değil, tam tersi “görünmez” güçlerinden almışlar.

Saygı duyulan kişinin çoğu zaman gücü “görünmez” güçtür.  Çok az kişi hem “görünür” hem de “görünmez” gücü elinde tutarak etrafındakilerın saygısını kazanmıştır. Buna gururla örnek verebileceğim kişi Atatürk’dür. Düşmanı Yunan Komutanı Trikupis’in bile saygısını kazanmıştır.

Saygı duyma abartılırsa tüm hatalarının görmezden gelindiği “İlahlaştırma” olayına gireriz ki, bunun örneklerini günümüzde ve geçmişte sıklıkla görüyoruz.

Yukarıda saydıklarım haricindeki durumlarda karşıdaki kişiye saygı duymaz, sadece şartlardan dolayı katlanırsınız. Nedir bu şartlar;

  • Organizasyonda sizden daha üstte ve güçlü durumdadır. Sesinizi çıkaramazsınız.
  • Hukuki şartlar gereği yaptıklarına göz yummak zorundasınızdır. Hapise girer veya ceza alırsınız.
  • Mahalle baskısı veya ahlaki kavramlardan dolayı birşey yapamazsınız.

Bu anlattıklarım çerçevesinde şimdi düşünün;

İş yaşamınızda, özel hayatınızda kime “Saygı duyuyor”, kime “Katlanıyorsunuz”?

 

Sağlıcakla kalın…