İstanbul ülkeyi çökertecek

visit-istanbul-640x217.jpgBu yazımda internette rastladığım çok ilgimi çeken ve görüşlerine katıldığım Mimar ve ITU’de Profesör olan  Doğan Kuban’ın “İstanbul ülkeyi çökertecek” başlıklı yazısını paylaşacağım.

Çelişik gibi görünen bu söz, İstanbul’un birçok alanlarda örnek ve öncü olduğunu yadsımak için değildir. İstanbul’un başını alıp gitmesi, ülkeye yayılması gereken çağdaş davranışların, teknolojinin önünü kesiyor. Halkı ve işverenleri kendine çekip, çağdaş etkinlikleri inhisarına alıyor.

İstanbul ulaştığı megalopolis boyutlarıyla, ülkenin vücudunun taşıyamayacağı bir koca kafa haline dönüşen, ekonomik etkinliğin yurt yüzüne dengeli yayılmasına engel olan ve Anadolu halkının topraklarını terk ederek ülke tarımını dış dünya pazarına dönmeye zorlayan, ve sonuçta uluslararası sermayenin aşağı düzeyde bir ortağı olarak fakir halkı tüketici olmaya teşvik eden, giderek Türkiye’nin sömürülen bir topluma dönüşmesine neden olacak bir emme basma mekanizması olarak çalışmaktadır.

Bu kent her zaman bir çekim merkezi olacaktır. Fakat ülkeyi ekonomik olarak çökertmesine olanak vermemek gerekir. Günümüzde o sınıra ulaştık.”

Kaynak:”www.herkesebilimteknoloji.com”

Yazının devamı için burayı tıklayınız.

Sağlıcakla kalın…

Advertisements

Marjinal Faydanız Kaç?

Ekonomi terimi olan “Marjinal Fayda” kavramı profesyonel hayata, yani çalışan/şirket ilişkisine uyarlanabilir mi?

Elbette uyarlanabilir..

Ne demek istediğimi anlatabilmem için öncelikle aslında hepimizin bildiği ekonominin bu temel kavramını açıklayarak başlayayayım.

Continue reading

Doğa’nın Ekonomisi var mıdır?

Ekonomi bilimi günümüz olaylarını ve çevrede olup bitenleri anlamada önemli bir anahtar. Matemetik ile çok yakın ilişkisi olduğu için de oldukça zevk aldığım bir alan. Hatta MBA yaptığım dönemde en ilgiyle takip ettiğim ve notlarımın da en yüksek olduğu ders mikro ve makro ekonomi dersleri idi. Ancak buradan piyasaları çok iyi okuduğum ve yatırım araçlarını çok iyi bildiğim aklınıza gelmesin. Parayı değerlendirme konusunda biraz garanticiyim:) İşin teorisi, ekonomi konusundaki bireyin psikolojisi ve toplumsal davranış şekilleri daha çok ilgimi çekiyor. Hatırlayacağınız gibi dünyamız uzun yıllar çift kutuplu siyası ve ekonomik görüş ile yönetildi. Bir tarafta merkezi, planlı bir ekonomik ve siyasal yönetim, diğer tarafta daha çok serbest piyasayı destekleyen liberalizm. Hangisinin insan için daha iyi olduğu tartışılır, çünkü her ikisinin de güçlü ve zayıf yönleri bulunmakta bana göre. Ancak uzun yıllar sürdürülen bu rekabeti serbest piyasayı savunan taraf kazandı. Bugün dünyanın büyük bir kısmı teoride serbest piyasa ekonomisi olarak adlandırılan ancak pratikte tam anlamıyla bu olmayan bir siyasal ve ekonomik anlayışla yönetiliyor.

Continue reading