Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok?

Ey sen ki durmadan ağlarsın
Döversin dizlerini
Gel söyle bakalım ne yaptın
Ne ettin gençliğini?
(Paul Verlaine)

Arşimet hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini buldu  ise neden Türk hamamlarında bunu bulan çıkmadı?

Emin Çapa, “Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok?” başlıklı konuşmasını şiddetle izlemenizi tavsiye ederim. Video geçmişten geleceğe örneklerle eğitimin ve bilimin önemini anlatıyor.

Advertisements

Otomobilin geleceğine dair!

Gelecekte otomobiller ve üreticileri hakkında öngörülerim;

mercedessclassfuture

  • Otomobil, bir ulaşım aracı olmanın yanında iletişim aracı da olmaya başlayacak. İnternete sürekli bağlı kalacak, sizle veya siz olmadan bir çok kişi veya araçla iletişimde kalacak.
  • Yakın gelecekte otomobil üreticilerinin geliri araçtan çok o araç için geliştirdikleri uygulamalardan olacak. Aynı akıllı telefonlarda olduğu gibi…
  • Bugün araç içine gömülü olan bir çok yazılım ileride akıllı telefonlarda olduğu gibi üreticinin kendi merkezinden para ile satın alınarak indirilecek. Üretici size sadece baz donanımı verecek, siz kendiniz aracı kişiselleştirebileceksiniz.
  • Örneğin aracınızın gösterge panelinin bir çok farklı formatını satın alabileceksiniz.
  • Hız sabitleme özelliği mi olsun istiyorsunuz? Bunun fabrikada üretim sırasında yapılmasına gerek olmayacak, indireceğiniz app ile buna sahip olabileceksiniz.
  • Motorunuzun daha performanslı ya da daha ekonomik çalışmasını mı istiyorsunuz? Bunu da app’ler vasıtası ile yapabileceksiniz.
  • Şu anda size ek paket olarak satılan donanımların çoğunu yakın gelecekte uygulama olarak sonradan satın alıp aracınızı kendiniz konfigüre edebileceksiniz.
  • 2.El’de de hiç bir araç tam olarak birbirinin aynı olmayacak. Artık aracın kaza yapmış olmasının yanı sıra yüklü uygulamaları da aracın fiyatını etkileyecek

Gördüğünüz gibi Mercedes gibi bir otomotiv firması ile Google veya Apple gibi teknoloji firmaları arasındaki uçurum gittikçe yok oluyor. Üretilen donanımın artık bir kıymet – i harbiyesi yok. Çünkü kar marjı az. Önemli olan onu katma değerli bir ürün yapacak üzerinde çalışan işletim sistemi ve yararlı araçlar.

İyi gelecekler!

İnsan – Makine İletişimi üzerine

Başlığı hazırlarken “iletişim” mi yoksa “ilişki” mi kelimesini kullanmam gerektiğini epey düşündüm. Anlamlarını biraz kurcaladıktan sonra “iletişim” kelmisinde karar kıldım.

Bilgisayar devriminin başladığı 1960’lardan günümüze insanoğlunun makinelerle “ilşkisi” gün geçtikçe arttı. Gün geçtiktikçe daha da akıllanan makineler bizim diğer insanlarla “iletişim” kurmamızı ve bu yolla işlerimizi daha kolay yapmamızı sağladı.

Gelişen teknolojinin getirdiği  M2M(Machine to Machine) ve IoT(Internet of Things) kavramları ile birlikte makineler kendi aralarında “iletişim” kurmaya, bir insan müdahelesi olmadan kollektif bir şekilde tanımlı bir işi gerçekleştirme noktasına geldiler.

Insanoğlu artık bunun bir tık ötesine geçip insan beynini taklit edebilen, bilinç kazanmış yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışmakta. Günümüzde yapay zeka çalışmaları henüz emekleme aşamasında olsa da yakın zamanda kendi bilinci ve kişiliği olan uygulama/makineler ile “iletişim” içinde olacağımız kesin.

Bu “iletişimi” çok farklı ve düşündürücü bir biçimde ele alan Her(Türkçeye Aşk olarak çevrilmiş) filmini izlemenizi tavsiye ederim. Film yakın geleceği çok ütopik nesnelere yer vermeden sadece yapay zeka yazılımı ile bir insanın “iletişiminin” nerelere kadar gidebileceğini çok güzel bir şekilde gösteriyor.

II.Dünya Savaşını bitiren adam – Alan Turing

turingMatematik veya bilgisayar bilimleri ile bir bölümden mezun değilseniz muhtemelen Alan Turing ismini duymamışsınızdır.  Duymuşsanız da sizin kişisel çabalarınızla olmuştur.

Ancak kendisi, herkesin günümüzde dünyanın gidişatını değiştirdiğini düşünüdüğü Steve Jobs gibi, zamanında tarihin akışını değiştirmiş ve modern bilgisayarın temelini atmıştır. Günümüzde bilgisayar ve matetmatik bilim dallarında Otomata Teorisi veya farklı adlar altında “Turing Makinesi” mantığı ve bilgisayar işleyiş mantığına etkisi anlatılır.

Peki kendisi ne yapmıştır? Açıklayayım;

II.Dünya Savaşı sırasında Alman ordusu, Enigma denen bir şifreleme makinesi kullanmaktaydı. Makine, bugün internette sıklıkla yaptığımız “güvenli” haberleşmeyi sağlıyordu. Almanlar kendi aralarında hangi uçağın nereyi bombalayacağı, dünyanın diğer ucundaki denizaltıların nereye konuşlanacağı ya da nereye harekat düzenleneceği gibi mesajları bu iletişim altyapısı ile iletiyordu. Gönderilen mesajlar belirli bir fonksiyona göre şifreleniyor ve iletilen yerde de şifre çözülerek mesaj anlaşılabilir hale geliyordu. Ne var ki iş sadece bu şifrelemeden ibaret değildi, ayrıca bu şifrelemenin şifreleme şeklini belirleyen ayarlar seti vardı ve bu ayarlar her gün değiştiriliyordu. Kaba bir hesapla müttefiklerin bu şifreyi kırması 159 trilyonda 1 ihtimaldi ve insan gücü ile mümkün değildi.

Alan Turing, tasarladığı sanal makinenin insan müdahalesi olmadan işlem yapıp sonucu bulabileceği bir sistem tasarladı. Turing makinası dediğimiz bu sanal makine aslında günümüzde bir excel’in çok basit şekilde yaptığı (A+B)*C işlemini makinenin belli bir mantık ile yapabilmesini sağladı. Bunun ile ilgili kısa bir video’yu izlemenizi tavsiye ederim.(Dil ingilizce ancak sadece izleyerek de anlamanız mümkün)

Bu makine sayesine müttefikler, Alman Enigma şifreleme sistemini kırmış ve savaş müttefikler lehine bitmiştir. Ancak Turing her dahi gibi garip ve asosyal bir adamdı. Ayrıca cinsel tercihleri de o dönemin İngiltere’sinde normal karşılanmamaktaydı. Savaştan sonra kendisi araştırma ve geliştirmelere devam etse de cinsel tercihi başına bela olacak ve ingiliz yasalarına göre ya hapse girecek ya da hadım olabilmesi kadınlık hormonu(östrojen) verilecek ve göz hapsinde tutulacaktı. Kendisi hapse girmektense östrojen tedavisini tercih etti. [Kendisinin devletin gizli işleri için güvenilirlilik izni kaldırıldı ve o zamanlar çok gizli olan GCHQ’daki kriptografik konular üzerine devam eden danışmanlığı da sona erdirildi.].(Kaynak: wikipedia) Bu tedavi ile kendisini aşağılanmış hissetmekle birlikte duygusal dengesizlikleri de artmıştı.

[8 Haziran 1954’te temizlikçisi onu Manchester’deki evinde ölü buldu. Bir gün evvel, yatağının kenarında bıraktığı yarı-yenmiş siyanür-zehirli elmayı yemek suretiyle siyanür zehirlenmesinden öldüğu açıklandı. Elmanın kendisi nedense hiçbir siyanür zehiri testine tabi tutulmadı. Ölüm sebebinin siyanür zehirlenmesi olması iddiasına rağmen naaşına post-mortem yapılmadı.](Kaynak: wikipedia)

Hatta Steve Jobs’a Apple’ın logosu olan yarı ısırlmış elmanın Alan Turing’e bir gönderme olup olmadığı sorulmuştur. Kendisi böyle bir göndermenin olmadığını ancak olsaydı bundan gurur duyacağını belirtmiştir. Ayrıca Turing’in değerinin tam olarak anlaşılamadığını, aslında adının bugün birçok kişi tarafından biliniyor olması gerektiğini söylemiştir.

[1966’dan beri, Bilgisayar Mekanizmaları Birliği tarafından her yıl, bilgisayar camiasına teknik makaleler yazan bir kişiye Turing Ödülü verilmektedir. Bu ödül, günümüzde bilgisayar dünyasının Nobel Ödülü olarak kabul edilmektedir.](Kaynak: wikipedia)

Yukarıda anlattığım biyografi 2014 yılında The Imitation Game adı ile filmleştirildi. İzlemenizi tavsiye ederim.

Otomotiv-Teknoloji iş birliği ve itibara etkisi

2009 yılında Bilgi MBA’de bitirme projem Kurumsal İtibar Yönetimi üzerine idi. Bu projede kurumların itibar ölçüm kriterleri ve sıralandırmalarının nasıl yapıldığını incelemiş, Reputation Institute’un 2008’de dünyadaki en itibarlı 60 şirketinin listesini vermiştim. Liste buyrun burada;

Untitled.png

Bu listenin nasıl hazırlandığı, itibarın nelerden oluştuğu ayrı bir konu. Ancak hepimizin bildiği birşey var ki itibar; marka değerine, şirket hisselerine ve satışlara pozitif etkisi olan önemli bir etken.

Listeyi biraz incelediğinizde fark edeceğiniz üzere listede bir tane otomotiv firması var, o da Toyota(1. sırada). Diğer otomotiv firmaları BMW, Daimler, VW ortada yoklar. Bunun sebebi o zamanlar Toyota’nın, yukarıda saydığım otomotiv firmaları içinde en yenilikçi gözüken, yenilenebilir enerji kaynağı ile çalışan motorlara en çok ve önce yatırım yapan şirket olması.

Bu dönemde henüz otomotiv – teknoloji etkileşimi sürücünün direkt deneyimleyeceği seviyede değildi. Teknoloji henüz motor içinde ve sürücünün direkt dokunacağı ve hissedeceği yerlere girmemişti.

Bu geçen 8 yılda otomobillerde nasıl değişiklikler oldu? Bir hatırlayalım;

  • Otomobiller artık IoT(Internet of Things) kapsamında bağımsız birer makine değil, diğer makinelerle bağlı araçlar haline geldi.
  • Telefonlarla ve uydularla bağlantı kurabiliyorlar ve sürücünün hayatını kolaylaştırıyorlar.
  • Neredeyse tablet büyüklüğünde dokunmatik ekranlara sahipler. Internete bağlanabiliyor, size yol ve trafik durumuna göre uyarıyorlar
  • Kör nokta uyarı sistemi, aktif çarpışma sistemine sahipler.
  • Kendi kendilerine park yeri bulup otomatik park edebiliyorlar.
  • Kendi kendilerine gitme özelliği ve diğer araçlarla iletişim halinde olma özelliği kazanmaya başladılar
  • Elektirikli ve pilli araçları artık yollarda daha çok görür olduk
  • Araç paylaşımı uygulama ve süreçleri hızla hayatımıza girmeye başladı.(yoyo, moovel vs.)
  • Pilot çalışma olarak bile olsa artık araçlar gün sonunda tüm bilgileri firmanın ana merkezine gönderebiliyor. Bu bilgiler ana sistem tarafından değerlendirilerek araçta muhetemel oluşacak sorunlardan, bakıma ne kadar kaldığı gibi bilgileri sizin kullanımıza sunuyor. Siz de tabletinizden aracım yağ seviyesi ne durumda, fren balataları daha ne kadar dayanır, yakında karşılacağım muhetemel sorunlar nelerdir görebiliyorsunuz. Belki ilerde siz birşey yapmadan servis randevusu alarak size bilgi maili atacak.

Görüdüğümüz gibi teknoloji o eski hantal endüstri devriminin ikonu olan otomobillere hızla nüfuz etmeye başladı.

Peki yukarıda hayatımıza giren yenilikleri düşündüğümüzde bunları daha çok hangi markalar yaptı dersem; BMW, Mercedes-Benz öncelikli olmak üzere Alman otomotiv sanayinin daha önde olduğunu söyleyebiliyoruz. Öyle değilse de en azında bunun pazarlaması ve iletişimini iyi yapıyorlar.

Tüm bunlar ışığında Reputation Institue’un 2013-2015 yılı itibar listesine(ilk 10) baktığımızda 2008’e göre oldukça şaşırtıcı bir liste ile karşılaşıyoruz

Capture

Daha önce ilk 60’da bir tane otomotiv firması varken. 2015’de ilk 10’da sadece 2 otomotiv firması var. Toyota ise maalesef 35.sırada. 2008-2015 arası ciddi bir itibar kaybı kendileri için. Bundan da ötesi kullanıcı artık bu firmaları daha heyecan verici, yenilikçi ve kendine yakın buluyor.

Capture2

Büyük otomotiv markalarının yıllar içinde birbirleri olan rekabetine güzel bir örnek de burada.

Capture3

Rapora göre bir çok farklı alanda güzel analizler çıkarmak mümkün. Ancak teknolojiye ve innovasyona yapılan yatırım ile bunun halkla ilişkilerinin doğru yapılmasının itibara direkt etkisini gösteren güzel bir analiz oldu benim için.

Mercedes-Benz’in yeni isimlendirme standartı

Bildiğiniz gibi Mercedes-Benz diğer premium markaların da yaptığı gibi model çeşitliliğine ve ortak platform kullanımına önem vermeye başladı. Bu sayede üst sınıf müşterilerin yanına orta seviye ama sayı olarak daha fazla olan müşteri kitlesine hitap etmek istiyor. Buna ek olarak her ne kadar ülkemizde çok fazla motor seçeneği olmasa da Mercedes-Benz, yakıt hücreli, doğal gazlı, hybrid, diesel gibi bir çok motor seçenekleri ile piyasada boy gösteriyor.

Continue reading

Ulaşımın geleceği – Sürücüsüz taşıtlar

Bill Gates şöyle demiştir: “Eğer otomobil teknolojisi bilgisayar teknolojisi kadar hızlı ilerleseydi, bugün uçan arabalara biniyor olurduk”. Buna karşılık da otomotiv dünyasından gelen cevap ise oldukça ironik ve komik: “Eğer arabaları microsoft yapıyor olsaydı, hava yastıkları açılmadan önce kullanıcıya “Emin misiniz?” diye sorardı”.

Continue reading