İş yaşamında Motivasyon üzerine…

Motivasyon üzerine 2 sene önce yazdığım yazı. Tekrar etmekte fayda var.

Bir Profesyonelin Evrimi

Hiç motivasyonunuzu kaybettiğiniz veya kendinizi çok motive hissettiğiniz durumlar oldu mu? Peki bunun nedenleri üzerine kafa yordunuz mu?

Eminim hemen hemen herkesin bu iki soruya cevabı müsbet olacaktır. Çoğu zaman bazı işlere dört elle sarılır, bazı zamanlar çalıştığımız işyerini ve yaptığımız işi çok severiz. Bunun tersi durumları da sıklıkla yaşarız. Motivasyonumuzun yüksek olduğu durumlarda içsel sorgulamayı pek aklımızdan geçirmeyiz ama işler bizim için yolunda gitmediğinde şapkamızı önümüze koyup düşünmüşüzdür. Motivasyon kaybımızın sebeplerine doğru veya yanlış bir çok neden bulabiliriz. Ancak bu yazımda size bunun bilimsel çalışmaları ve formülasyonu hakkında bilgi vereceğim.

View original post 293 more words

Advertisements

İstanbul ülkeyi çökertecek

visit-istanbul-640x217.jpgBu yazımda internette rastladığım çok ilgimi çeken ve görüşlerine katıldığım Mimar ve ITU’de Profesör olan  Doğan Kuban’ın “İstanbul ülkeyi çökertecek” başlıklı yazısını paylaşacağım.

Çelişik gibi görünen bu söz, İstanbul’un birçok alanlarda örnek ve öncü olduğunu yadsımak için değildir. İstanbul’un başını alıp gitmesi, ülkeye yayılması gereken çağdaş davranışların, teknolojinin önünü kesiyor. Halkı ve işverenleri kendine çekip, çağdaş etkinlikleri inhisarına alıyor.

İstanbul ulaştığı megalopolis boyutlarıyla, ülkenin vücudunun taşıyamayacağı bir koca kafa haline dönüşen, ekonomik etkinliğin yurt yüzüne dengeli yayılmasına engel olan ve Anadolu halkının topraklarını terk ederek ülke tarımını dış dünya pazarına dönmeye zorlayan, ve sonuçta uluslararası sermayenin aşağı düzeyde bir ortağı olarak fakir halkı tüketici olmaya teşvik eden, giderek Türkiye’nin sömürülen bir topluma dönüşmesine neden olacak bir emme basma mekanizması olarak çalışmaktadır.

Bu kent her zaman bir çekim merkezi olacaktır. Fakat ülkeyi ekonomik olarak çökertmesine olanak vermemek gerekir. Günümüzde o sınıra ulaştık.”

Kaynak:”www.herkesebilimteknoloji.com”

Yazının devamı için burayı tıklayınız.

Sağlıcakla kalın…

Dunning-Kruger Sendromunda ezilen ülke: Türkiye

dunningkruger.jpg
Öncelikle “Dunning-Kruger Etkisini” açıklayıp sonrasında ülkemizle olan ilişkisini belirtelim sonrasında Türkiye ile ilişkisine geçebiliriz. Hoş zaten bu etkinin kitabi tanımını okuyunca zaten ilişkiyi kendiliğinizden bulacaksınız.

Bakalım bu sendrom neymiş;


Cornell University’de görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine ve 2000 yılında Nobel almalarına neden olan tanı, “Cahil cesareti” olarak tanımlanıyor. Teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” diyor.

Peki ne gibi sonuçlara ulaşmış bu psikologlar?

-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

-Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. 

-Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler. 

-Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Kaynak:Onedio.com

Bu belirtilere baktığımızda halk dilindeki adı cahil cesareti olan bu sendromun , eğitim ve bilgi eksikliğinden dolayı ülkemizde ne kadar yaygın olduğunun eminim siz de farkındasınızdır.

Aşağıda bizden, komik ancak bi o kadar da acı 2 tane örnek var yukarıdakileri somutlaştırmak adına.

cafer

Özgüven zehirlenmesi de denen bu durum aslında sadece ülkemizde değil dünyada insanın olduğu heryerde var. Ülkemiz için asıl kaygı verici olan ise bu sendrom altında olan insanların bir şekilde nüfuz ve etkilerini arıtarak ülkenin ekonomisi, eğitimi ve dış ilişkilerine etki edecek düzeye gelmiş olmaları.

Bunun da tek ilacı sürdürülebilir, sistemli ve içeriği dolu bir eğitim sisteminden geçiyor.

Sağlıcakla kalın…

Organizasyonunuzun Entropisi kaç?

entropi1Organizasyonlar için böyle bir ölçü birimi elbette yok. Entropi esas olarak bir termodinamik terimi. Ama aşağıda anlatacağım gibi organizasyonlarda bir metafor olarak rahatlıkla kullanılabileceğini düşünüyorum.

Öncelikle Entropi nedir onu açıklayayım. Termodinamikdeki bilimsel açıklamasını bir kenara bırakıyorum. Zira bu konuda yazmak benim haddime değil. Ancak bu terim teoloji ve felsefede de sıklıkla kullanılıyor. Entropiyi en kaba tabirle “düzensizliğin düzeni” olarak açıklayabiliriz.

Düzensizliğin düzeni mi? Bu da ne demek?

Continue reading

Çalıntı Hayat

“Hepimiz hayatta seçimler yaparız. Zor olan, onlarla yaşamaktır”

2012 yapımı, orjinal adı “The Words”, Türkçeye ise “Çalıntı Hayat” olarak çevrilmiş bir filmde geçiyor bu replik. Daha önceki  “Hayatın Dengesi” başlıklı yazımda belirttiğim gibi seçimlerimizin bir bedeli olduğu gerçeğini basit bir cümle ile anlatan etkileyici bir cümle.

Filmden neden çok etkilendiğime gelince…

“Başarının emek ve liyakat ile birleştiğinde değerli ve anlamlı olduğu” gerçeğinin ne kadar önemli olduğunu hissettim.

Bu temanın günlük hayatta yaşadığımız bir çok olaya da kolaylıkla uyduğunu, buna benzer bir çok olaya tanık olduğumu bir kez daha hatırladım.

Beni etkileyen diğer replik ise baba ile oğlun babanın ofisinde yaptığı konuşmada geçen “Adam olmanın bir parçası da ne kadar acı olursa olsun kendi sınırlarını kabullenmektir” cümlesiydi.

Bazen insan hayalinde sandığı kişi olmayabiliyor. Bunu anlaması için zaman ve tecrübe gerekiyor. Bazen de hiç anlayamadan hayallerini yakalamamış birisi olarak göçüp gidiyor bu hayattan.

Bunu destekleyen son replik ise şu; “Hayat ile hayal arasında seçim yapmalısın. İkisi çok yakındır ama birbirine değmezler”. cümlesi idi.

Uyun olduğunuz bir zamanda filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Sağlıcakla kalın.