Evrim geçiren robotlar insanlığı esir alacak (mı?)

Bilimkurgu filimlerine fanatik düzeyde olmasa da meraklıyımdır, özellikle de gelecekte olup biteceklerle ilgili kehanette bulunanlarla. Bu tip filmler de eminim çoğumuzun ilgisini çekiyordur.

Terminatör, Matrix, Ben Robot, Yapay Zeka ve niceleri. Bir çoğunun ortak noktası robot teknolojisinin evrimleşerek kontrolü ele alması ve insanlığı köleleştirmesi veya yok etmesi üzerine kurulu. Bu elbetteki olası gelecek senaryolarımız içinde dikkate alınması gereken bir senaryo, ancak bana göre o kadar da pek olası gözükmüyor. En azından yakın gelecekte pek mümkün görünmüyor. Neden mi?

Continue reading

Advertisements

Birleştiren Liderlik

Tedx organizasyonunda konuşan Fazıl Oral’ın konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim. Beyaz yakalıların çok yakından deneyimlediği konulara farklı açıdan bakan güzel bir konuşma. Liderlik, koçluk, organizasyonel yapı gibi bir çok konuyu 17 dk’ya içine biraz ironi de katarak harmanlamış. İyi seyirler…

Continue reading

Hollandalı Hastalığı ve Türk Ekonomisine etkisi

Internette dolaşırken rastladığım bir terim “Hollandalı Hastalığı”. Sizin ilginizi çektiği gibi benim de ilgimi çekti. Biraz okuduktan sonra ekonomimizin de bunun eşiğinde olduğu hissiyatı oluştu bende. Bakalım siz nasıl yorumlayacaksınız.

Öncelikle Hollandalı Hastalığının ne olduğu ve nereden çıktığına bakalım sonrasında bizimle alakası nedir onu yorumlamaya çalışayım. Bu arada ben ekonomi ihtisası yapmadım, hasbel kader MBA yapmış, makro ve mikro ekonomiyi temel seviyede görmüş birisi olarak yorumlayacağım. Hata edersem şimdiden affola.

Continue reading

Önyargıyı parçalamak Atomu parçalamaktan zordur!

Albert Einstein tarafından söylenmiş bu cümle mübalağa içerse de doğruluğu konusunda konusunda çoğu kişi hemfikirdir sanırım. Çoğumuz günlük hayatımızda önyargılamalara maruz kaldığımız gibi başkalarına da önyargılı yaklaşırız. Ama maalesef bunun farkına varmamız genelde çok geç olur ya da hiç olmaz. Yapılan araştırmalarda bir insanın karşısındaki kişi ile ilgili yargıya varması onu gördüğü ilk 30 sn içinde gerçekleşiyormuş. Doğru yargıya varmak için ne kadar da kısa ve yetersiz bir süre değil mi?

İnsan beyni doğası gereği az enerji ile daha çok iş üretmek üzere evrimleşmiştir. Bu da düşünme ve anlamlandırma konusunda geçmiş deneyimlerimize dayanarak karar vermemiz demektir. Yani bir nevi bir yargıya ya da sonuca ulaşırken kısa yollardan gitme eğilimindedir beynimiz. Bu deneyimler nasıl mı oluşur? Aileden, aldığımız eğitimden, yaşadığımız çevreden, sahip olduğumuz korkulardan, o an içinde bulunduğumuz duygusal durumdan ve daha pek çok etkenden kaynaklanır. Bu açıdan baktığımızda verdiğimiz kararların veya sonuçların objektif olma ihtimalinin çok düşük olduğunu görebiliriz.

Peki önyargılardan uzak bir yaşam sürmek mümkün mü? Zor olmakla birlikte imkansız değil. Eğer iş veya özel yaşamda davranış ve kararlarımızı alırken beynimizi otomatik pilottan çıkarıp bu çerçevede tekrar gözden geçirmek bana göre bir çözüm olabilir. Bir şeyi söylemeden ya da son kararı vermeden karşımızdakine biraz zaman tanımak da bunu uygulamak da faydalı olabilir.

Sonuç olarak önemli olan önyargı ile yaklaştığınız bir durumun bilincinde olabilmektir. Eğer günlük hayatın koşuşturmacasında bunu yapabilirsek, bunun üstesinden gelebiliriliz diye düşünüyorum.