Neden?

Blogumu oluştururken amacım profesyonel konulara değineceğim bir ortam yaratmaktı. Bugüne kadar da bu şekilde ilerledim. Ancak ülkemizin geldiği bu durumda ben de birkaç söz yazma ihtiyacı hissetim.

Taksim gezi parkında yaşananlar malumunuz. Hükümetin daha doğrusu başbakanımızın “ben dedim olacak” yaklaşımı ile  gezi parkının yıkılıp yerine AVM, Topçu Kışlası (her ne ise) yapılması yine oldu bittiye getiriliyor. Burada gösterilen tepki gezi parkının yıkılışına gibi gözükse de aslında toplumda bu zamana kadar oluşan “kaale alınmama” durumunun birikmiş bir tezahürü. 

Toplumun hassasiyetlerinin göz önüne alınmaması durumu sadece bu hükümetle ortaya çıkmış birşey değil, daha önce de kim gücü elinde bulundurdu ise bu tip bir yaklaşım sergiledi. Bunun bir çok örneği mevcut. Ancak hiç bir devirde de toplumun bir kesimi ile o toplumu yönetenler arasında bu kadar gerginlik yaşanmadı.

Bunun nedeni nedir? Nedeni, temellerimizde, çok gerilerde yatıyor. Biz toplum olarak çoğul yaşamayı, takım olarak çalışmayı becerememiş bir toplumuz. Herkes “önce ben” dediği sürece de bu konuda yapılacak çok fazla bir şey yok. Ortak yaşamanın temel kuralı herkesin belli tavizler vererek orta noktada buluşmasına dayanır. Belki herkes bundan tam olarak mutlu olmayabilir ama genel olarak o topluluğun mutluluğu maksimum düzeye çekilir. Eski mahalle günlerimi düşündüğümde de topun sahibi mahalle maçında herşeye karar verirdi. Oyunda kimin oynacağından, oyunun kuralına kadar. Bugünkü durumda bunun aslında ölçek olarak büyütülmüş hali değil mi?

Çok özendiğimiz gelişmiş batı toplumlarına baktığımda onların bu denli refah içinde yaşamaları bizden daha çalışkan oldukların mıdır?, Yoksa bizden daha akıllı olduklarından mı? Inanın hiç birisi değil, aksine bir çok konuda biz daha pratik düşünebiliyor ve daha çok çalışıyoruz.

Önemli olan toplumun çıkarlarını kişisel çıkarların önünde çıkartabilmek. Taviz vererek orta noktada buluşmanın bir yenilgi olmadığını anlayabilmek.

Bunu yapmak zor mu? Görünen bu mevcut koşullarda, kahvehane kültürünün egemen olduğu, okumayan, sorgulamayan bir toplumda maalesef bunu yapmak imkansız. Çünkü bu kültürü olşuturabilmek için toplumun entellüktüel seviyesinin belli bir düzeye gelmesi gerekir. Bu da toplumun eğitim seviyesini yükseltmekten geçer.

Hep espri olarak kullanılır ama maalesef acı ve gerçek bir durum var : “Eğitim şart!”

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s